Şehrimde Sürgünlüğüm

    Şehrin mermeri, yolu, izi değil bizi böylesi bağlayan ona. Bizim zamana yayılı dokunduğumuz duvarlarda, telaşla sürüklendiğimiz kaldırımlarda bıraktığımız tekrarsız anıların tozudur nefesimizi ve yolumuzu kesen, üzerimize sinen. Ne yapsak, nereye kaçsak uçuşurlar peşimizden o tanıdık zerreler bir ince kuşatıcı esintiyle. Sadece kendilerine mahsus neşveleriyle…
    Çok usanıp şehrin metal melodileri, plastik ruhları arasında tükettiğimiz hayatın arta kalanlarını toplayıp kaçmak istediğimiz anlar gittikçe sıklaşır. Sahilde yıkanan ya da dağa yaslanan bir Anadolu kasabasına; son kalan bir iki soluğu derinlemesine ve temiz alabilmek için. Ama cesaret edemeyiz. Çünkü biliriz ki gözümüz arkada ve bir yanımız eksik kalacak.
    Hafızan rehin şehrin bir yerlerinde.
    Tek olan hayat hep ikilem yumağı… Seç, sonra haklılıkla bağla gözlerini ve aklını, tümüyle son kez bağlanana kadar. Ya da hakikate ebedî açılana kadar; küçümseyerek pusudaki isyanı, gönülü…
..
.

Şehir

Dedin, “Bir başka ülkeye, bir başka denize gideceğim.
Bundan daha iyi bir başka şehir bulunur elbet.
Yazgıdır yakama yapışır neye kalkışsam;
ve yüreğim gömülü bir ceset sanki.
Aklım daha nice kalacak bu ülkede.
Nereye çevirsem gözlerimi, nereye baksam
hayatımın kara yıkıntıları çıkıyor karşıma,
yıllarımı kıydığım boşa harcadığım.”

Yeni ülkeler bulamayacaksın, başka denizler
bulamayacaksın.

Bu şehir peşini bırakmayacak. Aynı sokaklarda
dolaşacaksın. Aynı mahallede yaşayacaksın;
aynı evlerde kır düşecek saçlarına.
Bu şehirdir gidip gideceğin yer. Bir başkasını umma,
Bir gemi yok, bir yol yok sana.
Değil mi ki hayatına kıydın burada,
bu küçük köşede, ona kıydın demektir bütün dünyada.

Konstantin Kavafis

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Proudly powered by WordPress | Theme: Baskerville 2 by Anders Noren.

Up ↑