Şehrimde Sürgünlüğüm

    Şehrin mermeri, yolu, izi değil bizi böylesi bağlayan ona. Bizim zamana yayılı dokunduğumuz duvarlarda, telaşla sürüklendiğimiz kaldırımlarda bıraktığımız tekrarsız anıların tozudur nefesimizi ve yolumuzu kesen, üzerimize sinen. Ne yapsak, nereye kaçsak uçuşurlar peşimizden o tanıdık zerreler bir ince kuşatıcı esintiyle. Sadece kendilerine mahsus neşveleriyle...     Çok usanıp şehrin metal melodileri, plastik ruhları arasında tükettiğimiz hayatın arta kalanlarını... Continue Reading →

“bir” dosta mısralar

... mihrap kılıp tüm güzelliklerinin özü bir müstesnayı câna özümü perdeledin, hududumu çektin, elhak razıyım buna bırakarak eserinin o harikulâde hayalini mazinin dallarına yıllarca zahidane teslim olup düşmüşüm yazgımın yollarına ama ne dünya ne rıza ne de yıllar galip gelemediler ona hâtırası şu zayıf halimi kollayıp meydan okurken zamana bîçare beklerim Sen'den rüzgârını, seslensin o... Continue Reading →

Azîz İstanbul

ŞARKI Ah eden kimdir bu saat kuytuda Sustu bülbüller, hıyaban uykuda Şimdi ay bir serv-i simindir suda Esme ey bad, esme canan uykuda Başka aşıklardan almışsan nefes Başka yerden, başka vadilerden es Doğmasın ruhunda ani bir heves Esme gülşenden ki canan uykuda YAHYA KEMAL BEYATLI Ey aşıklar başkenti kaderimin yurdu İstanbul! Seni meth eder var... Continue Reading →

Çocukluğumuz

Mekke'nin derin kuyulardan iniltisi gelirdi annemin bana öğrettiği ilk kelime Allah, şahdamarımdan yakın bana benim içimde annem bana gülü şöyle öğretti gül, O'nun, O sonsuz iyilik güneşinin teriydi annem gizli gizli ağlardı dilinde Yunus ağaçlar ağlardı, gök koyulaşırdı, güneş ve ay mahpus babamın uzun kış geceleri hazırladığı cenklerde binmiş gelirdi Ali bir kırata Ali ve... Continue Reading →

Sürüp Gelen Çağlardan

Yeryüzü bana mescit kılındı Ant verdim toprak şahit tutuldu Her sabah her öğle her akşam İkindiyle yıkanarak yatsıyla donanarak Seslerden bir sesle fırınlanıp Sularla polatlanan benim. Geldim durdum önünde işte bir anıt gibi Sıyırarak sırtımdan bir yılan giysisini. Evet bir hançer ağacı gibi büyüyor içimde acı Dağlardan bir dağ gibi kabaran yüreğimde. Kargalann sırtlanlarla anlaştığı... Continue Reading →

Gül Muştusu

Gül Muştusu XIII Sen beni gönderdin Gülün muştusunu vermek için İsanın doğumunu yaz gibi Yahyanın sesini kış gibi Zekeriyanın ürpertisini İnsanlara Bir bahar aşısı gibi Taşımak için Gülün muştusunu vermek için Sen beni gönderdin Kur'an meş'alesini Dikmek için karanlık dağlara Işık saçmak için dört yana Zeytine yağ İncire bal vermek için Gülün muştusunu vermek için... Continue Reading →

Anneler ve Kudüsler

Hedefi gözden kaçırmayalım! Kilidin deliği Kudüs! Ey yeryüzünün "halife"si tabiî ki anahtar sensin! Anneler ve Kudüsler I Güz suları bizim şehrin önünden akar Kış savunması Bizim şehir üs öbür şehirlere Dakka şimdi bir doğu kamerası Ölümü çeken Geleceği parmakların bir bir gösterdi Yeşil bir harmani dizlerinde Çek denizi aradan And anıtları koy Eski çağ taşlarının... Continue Reading →

Proudly powered by WordPress | Theme: Baskerville 2 by Anders Noren.

Up ↑