tamam, kalkıyorum, yolcuyum, dikkat et arkam sıra dökülen su seni kurutmasın! pekâlâ, tamam, kalkıyorum yolcuyum yola gelmesem de. bilirim “kul hakkı” ama alıp verecek başka ne kaldı? sorgumda bulun! delinin sorgusu, bana istisna! o gün payını al! verecek neyim var ki? senden alacaklıyım sonunda yoksa günahsız mısın? tamam, kalkıyorum, yolcuyum, dikkat et arkam sıra dökülen …
Ay: Eylül 2013
Mekke’nin derin kuyulardan iniltisi gelirdi annemin bana öğrettiği ilk kelime Allah, şahdamarımdan yakın bana benim içimde annem bana gülü şöyle öğretti gül, O’nun, O sonsuz iyilik güneşinin teriydi annem gizli gizli ağlardı dilinde Yunus ağaçlar ağlardı, gök koyulaşırdı, güneş ve ay mahpus babamın uzun kış geceleri hazırladığı cenklerde binmiş gelirdi Ali bir kırata Ali ve …
bense şifasından saklanan hastalıkları merakıma yenilip tedavi ettim hastalıklar değil taburcu edilen benim. Taburcu topraklarınız ayaklarımı terk etti şımarık çocuk gibi hata duvarına tırmandığımda insanın yaratıldığı toprağı çamur sanan bir kavimle yaşamak zorunda kaldım havva da yaratılmasaydı nasıl sızlardı kaburgaları insanın kuşlar! gökyüzü size tokat atsa ne yapardınız başınızı kaldırmanız yasaklansa kanatlarınız rüzgârın karısı değildir …
…dut yemeyeli ne kadar oldu? Hatırlamıyorum. Sordum bülbüle, baktım sessiz … Yaprağının tiryakisi o çalışkan tırtılı ise unutamıyorum, ve kısa hikayesini sıradan, önemsiz… İpek böceği, bir basit tırtıl… Doymak bilmez bir iştiha ile besler bedenini günlerce büyük hedefi için. Vakti gelince sürünmekten kurtulup uçacak, kelebek olup kanatlanacaktır. Hür, pervasız, uçarı bir geleceğin hayaliyle, geçici sığınağını …
Ah! Düşüşsüz insan! Benden övgü bekleme. Düşüşün tadını almayan insan! Senin, yücelerin serinliğinden, arılığından ne haberin vardır? Ruh gecesinin yedi katlı karanlığına batmamış yürek! Sana ışıklar ve aydınlıklar ne der? Ey zindanda bir gece geçirmemiş dost, güneşe doğru çılgın koşuyu yapacak çocuk olabilir misin? Ey yükseklerden büyük seslerle düşen su, bu yalçın kayalara bir şelâle …
Düşenin Dostu! … Er geç düşeceğini bile bile atarsın adımlarını ürkekçe. O ana kadar “belki”li yalanlarla avundun sadece. Ve o son sahte hamlede avucun terler yüreğin soğur, ellerinden kayar tutunduğun dünya… Seni bekleyen acımasız boşluktasın artık; bu yeni dünyan… Önceleri bir hafiflemedir bu, göğsündeki umudu sonlayan. Acısı sonradan yerleşir usulca ve yayılır tüm derinlerine ve …
Vav; acizlik, çileyle hemhal bir kulluk, edeple eğiliş, ‘hiç’ olup sonsuzluğa uzanış, bir gizli sır, bir ulvî emanet kalpte saklı, kalbin “müstesna” sının sembolü, alnını secdeye sabitleyiş, sadakatle bağlanma, düğümlenme, kördüğüm misali… Kördüğüm; kördüğümden öncesi sadece bir ip; başıboş amaçsız. Seçildi ve düğümlendi, bağlandı geri dönüşsüz. Bağlanan bağlanılan karıştı bir oldu. Mesele, muamma, tılsım… İp …
Bu da geçer be ya hu Celâliyle zâhir olsa, bu da geçer be yâ hu… Cemâliyle âyan olsa, “bu da geçer” de yâ hu… Bî karardır felek, daim döner durmaz hiç bir an, Dursa bir an, ne yer kalır ne gök kalır be yâ hu… Kâh-ı zulmet, kâh-ı envâr birbir ardın devreder, Kâh-ı lütuf, kâh-ı …

