Ah! Düşüşsüz insan! Benden övgü bekleme. Düşüşün tadını almayan insan! Senin, yücelerin serinliğinden, arılığından ne haberin vardır? Ruh gecesinin yedi katlı karanlığına batmamış yürek! Sana ışıklar ve aydınlıklar ne der? Ey zindanda bir gece geçirmemiş dost, güneşe doğru çılgın koşuyu yapacak çocuk olabilir misin? Ey yükseklerden büyük seslerle düşen su, bu yalçın kayalara bir şelâle …
Düşenin Dostu! … Er geç düşeceğini bile bile atarsın adımlarını ürkekçe. O ana kadar “belki”li yalanlarla avundun sadece. Ve o son sahte hamlede avucun terler yüreğin soğur, ellerinden kayar tutunduğun dünya… Seni bekleyen acımasız boşluktasın artık; bu yeni dünyan… Önceleri bir hafiflemedir bu, göğsündeki umudu sonlayan. Acısı sonradan yerleşir usulca ve yayılır tüm derinlerine ve …
Vav; acizlik, çileyle hemhal bir kulluk, edeple eğiliş, ‘hiç’ olup sonsuzluğa uzanış, bir gizli sır, bir ulvî emanet kalpte saklı, kalbin “müstesna” sının sembolü, alnını secdeye sabitleyiş, sadakatle bağlanma, düğümlenme, kördüğüm misali… Kördüğüm; kördüğümden öncesi sadece bir ip; başıboş amaçsız. Seçildi ve düğümlendi, bağlandı geri dönüşsüz. Bağlanan bağlanılan karıştı bir oldu. Mesele, muamma, tılsım… İp …
Bu da geçer be ya hu Celâliyle zâhir olsa, bu da geçer be yâ hu… Cemâliyle âyan olsa, “bu da geçer” de yâ hu… Bî karardır felek, daim döner durmaz hiç bir an, Dursa bir an, ne yer kalır ne gök kalır be yâ hu… Kâh-ı zulmet, kâh-ı envâr birbir ardın devreder, Kâh-ı lütuf, kâh-ı …
Yeryüzü bana mescit kılındı Ant verdim toprak şahit tutuldu Her sabah her öğle her akşam İkindiyle yıkanarak yatsıyla donanarak Seslerden bir sesle fırınlanıp Sularla polatlanan benim. Geldim durdum önünde işte bir anıt gibi Sıyırarak sırtımdan bir yılan giysisini. Evet bir hançer ağacı gibi büyüyor içimde acı Dağlardan bir dağ gibi kabaran yüreğimde. Kargalann sırtlanlarla anlaştığı …
… sevda kuşun kanadında kuş anka ve kaf yanıbaşında ama “hiç”liğin adında sevda kuşun kanadında … ya bayram? titrek yaşlı ellerde cevapsız neredesin’lerde suçlu kaçamak bakışlarda şehadet müjdesi kurşunda ellerdeki taze defin toprağında mezar başı Yasin’lerde çocuğun beklentili gözünde şekerin eriyen acı tadında anlamı meçhul bir gülümseyişin dudaktaki bükülüşünde … bayramınız mübarek ola! bayramınız …
[youtube=http://www.youtube.com/watch?v=qKZJ3yT1FQw&w=640&h=360] Gül Muştusu XIII Sen beni gönderdin Gülün muştusunu vermek için İsanın doğumunu yaz gibi Yahyanın sesini kış gibi Zekeriyanın ürpertisini İnsanlara Bir bahar aşısı gibi Taşımak için Gülün muştusunu vermek için Sen beni gönderdin Kur’an meş’alesini Dikmek için karanlık dağlara Işık saçmak için dört yana Zeytine yağ İncire bal vermek için Gülün muştusunu vermek …
Hedefi gözden kaçırmayalım! Kilidin deliği Kudüs! Ey yeryüzünün “halife”si tabiî ki anahtar sensin! Anneler ve Kudüsler I Güz suları bizim şehrin önünden akar Kış savunması Bizim şehir üs öbür şehirlere Dakka şimdi bir doğu kamerası Ölümü çeken Geleceği parmakların bir bir gösterdi Yeşil bir harmani dizlerinde Çek denizi aradan And anıtları koy Eski çağ taşlarının …
Yattığım Kaya Bu akşam o kadar durgun ki sular Gömül benim gibi kedere diyor. İçimde maziden kalma duygular Ağla geri gelmez günlere diyor. Ey gönül, gidenden ümidini kes! Kaçan bir hayale benziyor herkes, Sanki kulağıma gaipten bir ses Buluşmalar kaldı mahşere diyor. Enginden engine koşarken rüzgar, Bende bir yolculuk heyecanı var… Yattığım kayaya çarpan dalgalar …
“Beş şehir” Ahmet Hamdi Tanpınar Ankara, Erzurum, Konya, Bursa, İstanbul: Serinin Ankara ile başlaması diğer dört kadim şehrimize ve değerlerine bakış açısı için bir ipucu mu? Cumhuriyeti kuranların zihni yapısına teslimiyet mi? Kitabın bitiminde şöyle bir sonuca varılıyor: “En iyisi, bırakalım hâtıralar içimizde konuşacakları saati kendiliklerinden seçsinler. Ancak bu cins uyanış anlarında geçmiş zamanın sesi …



